Piyasa Analizine Giriş: Finansal Grafikler

1827 yılında bitki polenleri ve sudan oluşan çözeltiyi mikroskop altında inlecediğinde, Robert Brown polenlerin tamamen rasgele bir biçimde hareket ettiğini gözlemledi. Daha sonradan Einstein’ın bile matematiksel olarak modelleme çabasına dahil olduğu Brown hareketinin temel prensibi işte bu şekilde atıldı. Polenlerin bu rasgele hareketi biyolojiden fiziğe pek çok alanda kullanıldı. Bu alanlara ekonomi de dahildi. Robert Merton ve Paul Samuelson’ın çalışmaları, işlem maliyetlerinin olmadığı piyasalarda (böyle piyasalara sürtünmesiz market denmektedir) bir varlığın fiyatının Brown hareketi gibi tamamen rasgele modellenebileceğini göstermişti. Peki bu ne anlama gelmekte? Mali varlıkların değerleri tamamen rasgele mi değişir? Elbette Robert Merton ve Paul Samuelson’ın modeli pratikte değil teoride, ancak belli başlı koşullarda geçerlidir. Dolayısıyla şunu söyleyebiliriz ki, doğru yatırımı seçmek kesinlikle şans işi değildir.

Yatırım yaparken unutmamak gerekir ki piyasalarda fiyatlar siyasi, sosyolojik, hatta psikolojik pek çok etmene bağlı olarak değişmektedir. Dolayısıyla en doğru ya da en güvenilir analiz yönteminden bahsetmek doğru değildir. Hatta çoğu zaman bir analiz yönteminin diğerinden iyi olduğunu söylemek bile imkansızdır. Bu de bizi çok ama çok fazla farklı analiz yönteminin içerisinde kaybolmuş bir halde bırakır. Ancak temelde tüm piyasa analiz yöntemi birkaç basit matematiksel yönteme ve yoruma dayalıdır. Bu yazımızda da sıkça kullanılan çok temel birkaç basit konseptten bahsedeceğiz.

Mum Grafiği

Mum grafikleri belki de en yaygın kullanılan indikatörlerden birisidir. Oldukça basit ve etkili bir analiz yöntemidir. Mum grafikleri, belli bir süre içinde (genellikle 1 gün) bir varlığın değerinin değişimini ifade eder. Grafiğin en üst noktası varlığın belirli bir süre boyunca en yüksek değerini, en alt noktası ise en düşük değerini temsil eder. Grafiğin rengi zaman aralığı süresince artttığını (yeşil) ya da azaldığını (yeşil) gösterir. Son olarak renki kısmın genişliği ise zaman aralığının başı ile sonu arasındaki fiyat farkını temsil eder.

Mum grafiklerini okumak aslında oldukça kolaydır. Örneğin renkli kısmı dar bir mum grafiği düşünelim. Bu bize, fiyatın açılış değeri ile kapanış değeri arasında çok fark olmadığını, dolayısıyla alış ve satışların dengeli olduğunu göstermektedir. Aksine geniş renkli kısımlar açılış ile kapanış fiyatı arasındaki yelpazenin geniş olduğunu, dolayısıyla fiyatın artış (yeşil) ya da azalış (kırmızı) davranışı gösterdiğini söyler. En düşük ve en yüksek fiyat noktaları ise renkli kısımlar için bir referans oluşturmaktadır. Diğer bir değişle, açılış-kapanış fiyatı aralığı ile en yüksek-en düşük fiyat aralığının birbirine yakınlığı daha dengeli ve güvenilir fiyat karakteristiğini göstermektedir.

İşlem Hacmi

İşlem hacmi doğrudan fiyat üzerinden belirlenmese de, piyasanın yükseliş ve düşüşlerdeki tepkisini öngörmede oldukça faydalı olabilir. Ancak o kısma geçmeden önce basit bir prensibin altını çizelim: Düşük hacim, varlığa piyasa tarafından pek ilgi duyulmadığını, dolayısıyla kar elde edilse bile pek fazla olmayacağını söyler. Bu nedenle daha en baştan düşük işlem hacimli varlıklardan uzak durmak tercih edilebilir.

İşlem hacminin takibi, fiyat grafiğiyle beraber kullanıldığında, büyük yatırımcıların yaklaşımını ve olası toplu alış/satışların yaklaştığını öngörebilmemize yardımcı olur. Örnek vermek gerekirse, hem fiyatı hem de alış hacmi artmaya başlayan bir varlığın değerlenmeye devam edeceği söylenebilir. Benzer şekilde hem fiyatı azalan hem de satış hacmi artan bir varlık ise daha da değer kaybetmeye yatkındır. Bu gibi yorumların yanı sıra, işlem hacmini belirli zaman aralıklarında incelemek de oldukça iyi bilgiler verebilir. Örneğin, bir varlığa ilişkin daha önceden bir hafta süren alış hacminde artış gözlemlendiyse, bir sonraki benzer değerlenme sürecinde benzer bir davranış beklemek, dolayısıyla alış hacmindeki artış davranışı yakalandığında daha başlarında alıcılara katılmak mantıklı bir yatırım olacaktır.

Hareketli Ortalama

Hareketli ortalamayı sözlerle ifade etmek oldukça güç, matematiksel ifadesi görüldüğünde ne işe yaradığını anlamak ise oldukça kolaydır. Tabi ki formül verecek değiliz. Bu nedenle hareketli ortalamayı basitçe tanımlamaya çalışalım. Hareketli ortalamayı zamanla beraber kayan bir pencere olarak düşünebiliriz. Bu pencereden görülebilen tüm fiyatların ortalaması, bize hareketli ortalama indikatörünü verecektir. Bir de örnekle açıklamaya çalışalım. Elimizde bir varlığın belirli bir aralıkta fiyatları mevcut olsun. Bu fiyatlara (5, 6, 7, 3, 4, 3, 5, 6, 4, 3, 2, 5) diyelim ve periyodu 3 olan bir hareketli ortalama belirleyelim. İlk hareketli ortalama değeri, ilk 3 fiyatın ortalaması olacak. Yani (5+6+7)/3=6. İkinci hareketli ortalama değeri, 3’lü pencere bir kaydırılarak bulunacak. Yani (6+7+3)/3=5.3333…. İşte hareketli ortalama, bir fiyat grafiğinin belirli aralıklardaki ortalamasını vermektedir. Bu indikatörün önemi ise, normal fiyat grafiğinden farkedilemeyecek olan uzun vadeli fiyat değişimlerinin daha rahat gözlemlenmesini sağlamaktır. Örneğin yukarıdaki örnekteki fiyatları düşünecek olursak, hareketli ortalamanın değerinin fiyat grafiğindeki anlık dalgalanmalardan o kadar etkilenmediğini görürüz. Dolayısıyl hareketli ortalama, anlık dalgalanmalardan ziyade uzun vadede fiyat değişimlerini görmemizi sağlar.

Bu yazımızda sizlerle giriş seviyesinde bazı fiyat indikatörlerini paylaştık. Tekrar tekrar belirmekte fayda var ki bu analiz araçlarının hepsi basit matematiksel konseptlerden fazlası değil. Dolayısıyla biri diğerinden üstün de diyemeyiz, herhangi biri kesin sonuç verir de diyemeyiz. Önemli olan pek çok farklı aracı ve konsepti deneyimle ve piyasalara dair güncel haberlerle harmanlayarak tabloya uzaktan bakabilmektir. Tabi biraz da şans... Bol kazançlar!

08.12.2020 15:16