Gösterge Faiz Oranı Nedir?

04.07.2019 10:01 | Son Güncelleme: 04.07.2019 10:50

Gösterge faiz oranı (benchmark interest rate) veya baz faiz oranı (base interest rate), gösterge tahvili olarak belirlenen devlet tahvilinin ikincil piyasada oluşan faizidir. Gösterge tahvil ise ikincil piyasada en çok işlem gören ve en yüksek likiditeye sahip olan uzun vadeli devlet tahvilidir. Gösterge faiz oranının önemi faiz uygulanan birçok işlem için referans olarak kullanılan faiz oranı olmasıdır. 

Gösterge tahvili her ülkedeki mevcut piyasa koşullarına göre değişiklik gösterebilir. Örneğin; Türkiye’de 2 yıl vadeli devlet iç boçlanma senedi gösterge tahvili olurken, ABD’de ise 10 yıl vadeli ABD hazine tahvili gösterge tahvili olarak belirlenir. 

Türkiye’de gösterge tahvili ikincil piyasada en çok işlem gören, likiditesi en yüksek ve vadesine 2 yıl kalan, 3 veya 6 ayda bir kupon ödemeli devlet tahvilidir ve bu tahvilin ikincil piyasada belirlenen faizi de gösterge faizi olarak kabul edilir. 3 Temmuz 2019 itibariyle Türkiye’de gösterge tahvilinin faizi %19,28 seviyesinde seyretmektedir. 

İkincil tahvil piyasasında oluşan “Gösterge Faiz” oranı ile Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) tarafından belirlenen “Politika Faiz” oranı tamamen farklı faiz oranlarıdır ve biribirinden bağımsız olarak belirlenmektedir. Göster faizi piyasada arz ve talebe göre belirlenirken, politika faizi TCMB tarafından belirlenir ve uygulanır. Ancak, TCMB’nin politika faizinde yapacağı değişiklikler gösterge faiz oranını etkiler. 

Politika Faiz Oranı Nedir?

Politika faiz oranı, TCMB’nin 1 haftalık repo işlemleri için bankalara uyguladığı faiz oranıdır. TCMB, 1 haftalık repo ihalesi açarak bankaların elinde bulunan Devlet İç Borçlanma Senetlerini (DİBS) (devlet tahvillleri ve hazine bonoları) alarak bankalara politika faizi oranı üzerinden fon sağlar. TCMB’nin ilan ettiği 1 haftalık repo faizi (politika faizi) üzerinden TCMB’den fon sağlamak isteyen bankalar, ellerinde bulunan devlet tahvilleri ve hazine bonolarını TCMB’ye vererek 1 hafta süreyle kendi işlemleri için kaynak sağlarlar, vade sonunda kağıtlarını geri alıp kullandıkları fonu TCMB’ye faizi ile birlikte geri öderler. 

Politika faizi, bankaların ve finans kuruluşlarının kaynak maliyetini oluşturan ve paranın fiyatını belirleyen en önemli faktördür. Bankaların ve finans kuruluşlarının bireysel ve ticari krediler için uyguladıkları faiz oranlarına, kredi kartı ve mevduat faizi oranlarına baz teşkil eden politika faizindeki yapılacak bir değişiklik hisse senedinden, tahvile, dövize kurlarına kadar birçok varlığın fiyatını etkiler. 

TCMB’nin uyguladığı politika faiz oranı Eylül 2018’den beri %24 seviyesinde seyrediyor. TCMB, 12 Haziran 2019 tarihinde yapılan TCMB Para Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada politika faizini %24’te sabit tuttuğunu belirtirken, piyasalara ileriye dönük olarak faiz indirimi yapabileceği sinyalini verdi. Piyasalar, 25 Temmuz 2019 tarihinde yapılacak para kurulu toplantısında TCMB’nin faiz indirimi kararı alıp almayacağını merakla bekliyor. 

Politika Faiz Oranı ile Döviz Kuru İlişkisi

Politika faizi ülkenin parasının maliyetini belirlerken yabancı paralar karşıısndaki değerini de etkiler. Oldukça karmaşık olan bu etkileşimi Türk Lirası ve TCMB üzerinden basit olarak anlatmak gerekirse, TCMB politika faiz oranını düşürdüğünde banka ve finans kuruluşları mevduat faizlerini, kredi ve kredi kartı faizlerini düşürür. Türk Lirası cinsinden kredi kullanma maliyeti düşeceği için harcamalar artar, tasarruflar azalır. Faizlerin düşmesi Türk Lirası’nın getirisini düşürdüğü için Türk Lirası aleyhine oluşan faiz farkı Türk Lirası’nın değerinin yabancı paralar karşısında gerilemesine neden olur. Daha yüksek getiri arayan yabancı yatırımcı ülkeden çıkar, ülkeye döviz girişi azalır. Değer kaybeden Türk Lirası’ndan diğer para birimlerine geçiş hızlandıkça kurlar üzerindeki yukarı yönlü baskı da artar. Bu tablonun nasıl seyredeceği, ekonominin genel görünümü, politika faiz oranının mevcut seviyesi ve ne kadarlık bir sürede kaç puan düşürüldüğü ile çok yakından ilgilidir. 
 
Tersi durumda ise, TCMB politika faizini artırdığında bankalar ve finans kuruluşları mevduat ve kredi faizlerini yükseltir. Türk Lirası cinsinden borçlanmanın maliyeti artacağı için;

  • TL’ye talep artar, 
  • Harcamalar ertelenir, 
  • Tasarruf eğilimi artar,
  • Enflasyon artışı dizginlenir, 
  • Birikimlerine daha yüksek getiri sağlamak isteyen uluslararası yatıımcılar diğer dövizler karşısında faiz avantajı elde eden Türk Lirasına geçiş yapar, 
  • Sıkı para politikası sonucunda artan döviz arzı döviz kurları üzerinde aşağı yönde baskı yaratarak Türk Lirasının değerlenmesine neden olur. 

Tahvil Faizi Nedir?

Tahvil bir borçlanma aracıdır. Tahvil ihraç ederek borçlanan özel kuruluşlar veya devlet kurumları, ihraç ettikleri tahvili vade sonuna kadar elinde bulunduranlara vade tarihinde ana paralarını geri ödemekle yükümlü oldukları gibi kupon /tahvil faizi adı verilen ve sabit bir faiz oranı üzerinden belirlenen bir faizi ödemekle yükümlüdür. Tahvil ihraç edilirken tahvilin faizi ihraççının temerrüt riski ve piyasada oluşan mevcut faiz oranlarına göre belirlenir. 

2, 5 ve 10 Yıllık Devlet Tahvili Faizleri Neyi Anlatır?

Tahvillerin vadeleri ile getirileri arasındaki ilişki yatırımcıların ekonominin gelecekteki durumuna ilişkin beklentilerine paralel olarak farklı vadeler için talep ettikleri tahvil getirilerini belirler. Bir tür piyasa beklentisi olarak yorumlanabilecek tahvil vadesi ile getirisi arasındaki ilişki, en kısadan en uzun vadeliye kadar tüm tahvillerin getirilerinin bir grafik üzerinde gösterildiği “getiri eğrisinde” açıkça görülür. Normal şartlarda tahvilin vadesi uzadıkça getirisinin yükselmesi beklenir. Yani 2 yıl vadeli tahvilin getirisinin 10 yıl vadeli tahvilin getirisinden daha düşük olması beklenir.

Tahvil piyasasındaki farklı vadelerdeki tahvil ve bonoların getirilerini gösteren getiri eğrisinin eğimi ve şekli kısa ve uzun vadeli faizlerin ve enflasyonun hangi yöne evrileceğini, ekonomik büyümenin devam edip etmeyeceğini veya ekonominin durgunluğa girip girmeyeceğini tahmin etmemize yardımcı olur. 

  • Tahvilin vadesi uzadıkça getirisinin de doğrusal olarak arttığı getiri eğrisine “Normal” getiri eğrisi adı verilir. Normal getiri eğrisi ekonominin dengeli olarak büyümeye devam edeceğini gösterir, 
  • Normalden getiri eğrisine benzeyen ancak daha dik bir eğime sahip olan getiri eğrisine “Dik” getiri eğrisi denir ve dik getiri eğrisi ekonomik büyüme ve enflasyonda hızlanma beklentisine işaret eder, 
  • “Düz” getiri eğrisi, yani kısa ve uzun vadeli tahvillerin getirilerinin aynı veya biribirine çok yakın oduğu durumu yansıtan getiri eğrisi, ekonomik belirsizliğin süreceğini ve getiri beklentisinin tahvilin vadesine karşı duyarsız olduğunu gösterir,
  • “Ters” getiri eğrisi ise normal getiri eğrisinin tam tersidir ve kısa vadeli tahvillerin getirisinin uzun vadeli tahvillerin getirisinden daha yüksek olduğu durumda oluşur, Ters getiri eğrisi, piyasada ekonomik durgunluk beklentisine işaret eder.

Güncel Olarak;

3 Temmuz 2019 itibariyle 10 yıllık devlet iç borçlanma senedinin getirisi %16,15, 5 yıllıkların %17 ve 2 yıllıkların ise %19,17 civarında seyrediyor. Aşağıda yer alan getiri eğrisinde de görüldüğü gibi 2 yıllık DİBS’lerin getirisi 10 yıllıklardan ve 5 yıllıklardan daha yüksek. Vadeleri uzadıkça getirileri düşen DİBS’lerin oluşturduğu getiri eğrisi, yukarıda tanımlanan “piyasada ekonomik durgunluk beklentisi olduğuna işaret eden “Ters” getiri eğrisi" formasyonu oluşturuyor.