Ticaret Savaşında Yeni Cepheler

11.06.2019 16:47 | Son Güncelleme: 12.06.2019 16:08

Amerikan ekonomisi bugün yaklaşık 20 trilyon dolarlık bir dev. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından rezerv (o dönem için altın) sıkıntısı çeken Avrupa ülkelerine yeni ve güvenilir bir liman arayışının sonucu olarak ortaya çıkan Bretton Woods Sistemi bu devi büyütürken zaaflarını görmezden geldi. 1944’te ortaya çıkan bu sistemle 1 ons altın 35 USD’e endekslendi. Bu sayede altın var olmasa da basılan dolarla sabit miktarda altın alınabilineceği fikri yatırımcının ve Avrupa merkez bankalarının gözünde doları altına dönüştürdü.

Bretton Woods Sistemi'nin Sonu

Ne var ki yatırımcılar sistemin açıklarını bulmakta gecikmedi. Yoğun altın ihtiyacına cevap veremeyen FED 1960’larda sistemi revize etmenin yollarını aradı. İlk olarak doları devüle etme yolu seçen FED bu yöntemle 1971 yılına dek sistemi ayakta tuttu. Lakin, Amerikan başkanı Nixon’un doların bir daha devüle edilmeyeceğine dair sözü de sistemi kurtaramadı. 1973 yılında sistem tamamen iflas etti ve doların altına endekslenmesinden vazgeçildi. Fakat altın karşılığı para basılabilir efsanesi baki kaldı.

Bu sayede FED tahviller aracılığı ile dolar üzerinde daha da özgür bir güç elde etti. Fakat Avrupa ve Asya merkez bankaları rezerv tercihlerini dolardan yana kullanmaya devam etti. Bu da FED’in yalnızca kendi para birimi değil tüm para birimleri üzerinde bir güce sahip olmasına yol açtı. Başka bir deyişle sistemin yıkıntıları devi büyüttü...

Sistemin Ardından

Bretton Woods sisteminin nihai amacı dünya ekonomisinde ve dünya dış ticaretinde denge sağlamaktı. Amerikan ekonomisi de Bretton Woods sisteminden vazgeçilmesinin ardından dış ticaret açığı sorunlarıyla ilk kez büyük ölçüde karşılaştı. Bunun bir diğer sebebi ise Amerikan Doları’nın dünya piyasalarında daha değişken bir hal alması oldu. 1970’lerdan 2000’lere kadar Amerikan ekonomisinin dış ticaret açığı giderek arttı. Lakin bu artış daha çok hammadde ticaretinden dolayı olduğu için göz ardı ediliyordu. 2008 Dünya Finansal Krizi’nin ardından FED aldığı parasal genişleme kararı dolara dünya piyasalarında değer kaybettirdi. Ne var ki nispi değersiz dolar bile gelişmekte olan Asya piyasaları için bulunmaz bir nimetti.

Akan Dolar

2008’den itibaren dünyanın dört bir yanına Amerikan yatırımcıları aracılığı ile dolar akmaya başladı. Çin gibi ucuz ve niteliksiz iş gücü barındıran ülkelerin ilk tercihi bu akan dolarları inşaat sektöründe kullanmaktı. Bu büyük imar hareketinin boyutları tek bir dipnot ile açıklanabilir. Çin’in 2011-2013 yılları arasında kullandığı beton miktarı ABD’nin 20.yy’da kullandığı toplam miktardan daha fazla oldu. Bunun sonucunda onlarca şehir kuruldu ama bu şehirlere yerleşenler şehirlerin kaderinin hayalet olmaktan kurtarmaya yetmedi. Çin 2014 yılında aldığı radikal bir kararla akan doların yönünü fason üretimden ve inşaattan yüksek nitelikli ve nihai ürüne döndürdü.

Yeni Dünya Düzenine Doğru

Çin’in üzerinde oluşan ucuz ve kalitesiz ürün algısı her geçen gün kırılırken ve Çin’e yüksek teknolojide bir güven oluşmaya başlarken Çin elde ettiği gücün siyasi yansımasını aramaya başladı. Siyasi güç elde etmenin ilk şartının ekonomik güç elde etmek olduğunun bilincinde olan Çin’in Amerikan Doları’nın dolayısıyla FED’in dünya ticareti üzerindeki hegemonyasını kırmak için başvurduğu ilk yol dış ticarette doları değil Yuan’ı veya altını tercih etmek oldu. ABD’nin buna reaksiyonu kısıtlı düzeyde kaldı. Fakat Çin’in dünya arenasında ABD’nin tarihsel düşmanlarını yanına çekmeye başlamasıyla ve Şangay Beşlisi’nin ortaya çıkmasıyla Soğuk Savaşın ardından dolarla yürütülen dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 12’si altınla ve yerel para birimleriyle yürütülmeye başlandı. Amerika’nın ise pazardaki payının tek başına yüzde 13 olduğuna da göz önünde bulunduralım.

ABD’nin Tepkisizliği

2010 yılında dünya ekonomisin yüzde 22.7’sini* kontrol eden ABD siyasi tehditler dışında Beşli’den yalnızca İran’a direkt olarak ekonomik yaptırımlar uyguladı. Ne var ki Çin’in durdurulamaz yükselişi ve 2030 dolaylarında ABD ekonomisini geçeceği riski ABD’yi yeni bir pozisyon almaya itti. Beşli’den Çin’in seçilmesindeki diğer bir sebep ise Amerikan cari açığı. Yukarıda da bahsettiğim gibi Bretton Woods’un ardından artan cari açığı ABD hep göz ardı etti lakin Çin özelinde oluşan açık özellikle Çin’in yüksek teknoloji üretimi ile çok farklı bir boyut kazandı. Aşağıdaki tablodan da görülebileceği üzere Amerikan ithalatının yüzde 21.85’sini Çin menşei ürünler oluştururken bunun ABD’ye maliyeti yaklaşık 526 Milyar USD. Öte yandan ABD ihracatında Çin’in payı ise yalnızca yüzde 8.45. Bu da 129 Milyar USD’ye tekabül ediyor. ABD’nin cari açığının 861 Milyar USD olduğunu göz önüne alırsak Çin ticaretindeki ABD’nin zararı cari açığının yaklaşık yüzde 50’si. Başka bir deyişle ABD’nin kaybetti her iki Amerikan dolarından biri Çin’in cebine gidiyor.

ABD’nin İlk Uyarısı

Trump’un geçtiğimiz yıllarda Xi Jinping (Çin Devlet Başkanı) ile yaptığı görüşmelerin ardından yapılan toplantılarda dikkat çektiği noktada ABD’nin Çin ile ticaretinde oluşan cari dengesizliği gidermek oldu. Çin’e ilk aşamada her yıl yaklaşık 100 milyar dolarlık yüksek teknoloji ve 200 milyar USD’lik askeri malzeme ticareti teklif edilse de Pekin yönetimi sıcak bakmadı bilakis açığın artmasını sağlayan hamlelerle bu teklife karşılık verdi.

İlk Kurşunu Kim, Nasıl Attı?

Günümüzde savaşlar artık konveksiyonel yollardan ifa edilmiyor. Ya “Amerika destekli” gruplarla “Çin Destekli” gruplar Suriye’de çatışılıyor ya da dünyanın en büyük liberal (!) ekonomisi Amerika’da devlet destekli teknoloji şirketlerinin ismi komünist (!) Çin’in bağımsız kuruluşlarıyla mücadelede geçiyor. Suriye İç Savaşındaki çıkmazlar başka bir yazının konusu olsun. Biz devlerin ekonomik mücadelesinin içine daha da girelim. Bölüme adını veren ilk kurşun; Çin ekonomisi ve sanayisi için hayatı önem taşıyan Çin çeliğine konan fahiş gümrük vergisi oldu. Ticaret savaşının işaret fişeği minvalindeki bu karara Çin’de mütekabiliyet esasıyla reaksiyon verdi ve Amerikan ürünlerine ek gümrük vergileri yürürlüğe koydu.

İkinci Cephe

Yukarıda Çinin dönüşümünde yatırımları teknolojiye kaydırmasından bahsettik. Bunun meyvelerini ise son iki yıldır misliyle toplamaya başlayan Çin’in dünya cep telefonu pazarından iletişim sektörüne kadar pek çok alanda faaliyet gösteren birden fazla devi oldu. Aşağıdaki tablolarda görülebileceği gibi son 2 yılda Huawei’in dünya akıllı telefon pazarındaki yeri kayda değer derece değişti ve Amerikan devi Apple’ı geride bıraktı. ABD rekabet kurulunun bu durama ilk tepkisi Çin’den ithal edilen telefonlarda ABD’de üretilen Qual işlemcileri kullanma zorunluluğu oldu. Başka bir deyişle ABD’de kapitalist sistemin sevdiği marka ve isim değerinden vazgeçip komünistçe bir tavırla üretim ve metasal değer ekonomisine göz kırptı. Fakat bunlarda Çin devlerini durduramadı ve geçtiğimiz yılın ilk çeyreğine göre Apple’ın satışlarında yaklaşık yüzde 30’luk bir azalma görüldü. ABD’nin son uyarısı ise Kanada’da bir iş görüşmesi için bulunan Huawei CEO’snun kızı aynı zamanda şirketin CFO’sunu tutuklamak oldu. Ne var ki bunlarda Çinin pozisyonunda bir değişikliğe sebep olmadı

Halı Bombardımanı

İkinci dünya savaşı sırasında sivil, asker, işçi, çocuk gözetmeden şehirleri yerle bir etmek için yapılan bir hava saldırısı türü olan halı bombardımanını yanan Dresden görüntüleri ile hatırlarsınız. ABD yeniden bu yönteme başvurdu ve Çin’e ekonomik bir halı bombardımanına başladı. Bi tabi bu bombardımanın kalbi teknoloji oldu. İlk olarak Google Huawei’nin “açık kaynak kodlu” android işletim sistemini kullanmasını yasakladı. Ardından Microsoft, Qualcom, Intel kendi ürünlerinin Huawei tarafından kullanılmasını yasakladı. Bu bombardıman sadece teknoloji ile sınırlı kalmadı ve ABD geçtiğimiz günlerde değerli taş ticaretine de ek gümrük vergileri getirdi.

Akıllardaki Bazı Sorular

ABD’de bu bombardımanda neden direkt olarak tek bir Çin şirketini hedef aldı? Bu bir uyarı mı yoksa bir itibar katli mi? Öte yandan Çin tarafından şu ana dek yapılan açıklama önlemlerimiz aldık oldu. Gerçekten böyle bir tepki bekliyorlar mıydı? Bu soruların cevabını gelecek günlerde almak dileğiyle.

*ABD’nin GSYİH’sı  14.992 Trilyon USD Dünya’nın Toplam GSYİH’sı 66.036 Trilyon USD

Yazar: Erkan Bayram